TÜRK’ÜN MİLLÎ VİCDANI YAHYA KEMAL
PROF. DR. NURULLAH ÇETİN’LE TÜRK’ÜN MİLLÎ VİCDANI YAHYA KEMAL ÜZERİNE BİR MÜLAKAT
Eyüp TOSUN-Mustafa BÜYÜKKÖKTEN: Hocam, bildiğiniz üzere 2008, “Yahya Kemal Yılı” ilân edildi. Biz de sizinle Yahya Kemal üzerine mülakat yapmak istedik. Bu bağlamda bize zihninizdeki Yahya Kemal’i kısaca anlatır mısınız?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Ben Yahya Kemal’i zihnimde II. Abdülhamit döneminde ne olursa olsun Batılılaşmak, garplılaşmak, alafrangalılaşmak düşüncesinin, 2. Abdülhamit gitsin de kim gelirse gelsin anlayışının hâkim olduğu, Jöntürklük modasının zehirlediği bir havadan saf bir genç olarak etkilenmiş, Jön Türklük hevesiyle Paris’e kaçmış, orada Jön Türklerin kimisinin etnik azınlıkların kendi bağımsız devletlerini kurmak için çalıştığını, kimisinin Paris’te olayım da tek çöpçü olayım mantığıyla süründüğünü görmüş, zamanla bu zavallılar arasında, bu ihanet ortamında kendi benliğini, özünü, saf Müslüman Türk kimliğini bulmuş ve gavur olarak gittiği Paris’ten milliyetçi Müslüman bir Türk olarak dönmüş ve ömrü boyunca da bu ruhun heyecanını duymuş büyük bir şair ve önemli bir fikir adamı olarak tahayyül ediyorum.
Yahya Kemal benim hayalimde, kendisine Allah tarafından verilen ömrü, kabiliyeti, zekayı, derin duyarlılığı, ince dikkati milletine hizmet yolunda şuurlu bir şekilde programlamış ender uyanık vicdanlarımızdan, münevver aydınlarımızdan biri olarak tecessüm ediyor. Yahya Kemal, batıcıların şeytan çarpmasına döndürüp kafalarını tütsülediği, kendinden, kendi varlığından, kendi değerlerinden, kendi millî kimliğinden utanır hâle getirdiği, uyumuş, uyutulmuş, uyuşturulmuş, kandırılmış olan kalabalıkları, Türk adını alan ama Türklüklerinin farkında olmayan dağınık ve şaşkın yığınları, ortak bir millî ruh etrafında toplayan, başıboş kalabalıklardan şuurlu, dinamik, bilgili ve bilinçli bir millet yapmaya çalışan sorumlu, öncü bir münevver aydındır.
Yahya Kemal, mektepten memlekete dönen adamdır. Avrupa mektebine batıcılık sevdasına gidip de kaybolan, dinini, milliyetini kaybeden, oralarda sersefil perişan olup giden çok zavallı adam vardır. Yahya Kemal ise erken uyanan ve yanlışların farkına varıp kısa yoldan dönen, asıl olarak memlekete yönelen, Türklüğe dönen, bu milletin yerli, millî değerlerine bağlanan bir asil adamdır.
Velhasıl zihnimdeki Yahya Kemal portresi, Türk milletinin yetiştirdiği nadir millet mistiklerinden biri olarak, milliyetçilik fikrinin sanatını, şiirini en yüksek düzeyde gerçekleştirebilen, en edebî ve estetik planda ortaya koyabilen öncü bir Türk bilgesi ve şuurlu bir şairi olarak arz-ı endam ediyor.
Eyüp TOSUN-Mustafa BÜYÜKKÖKTEN: 2008 yılının Yahya Kemal Beyatlı yılı ilan edilmesini nasıl karşıladınız? Bu yıldan beklentileriniz nelerdir?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Son derece isabetli olmuş derim. Bir millet, içinden çıkardığı büyük değerleri, büyük şair ve yazarları, büyük alim ve devlet adamlarını, büyük iş, ticaret, sanayi, ziraat, spor adamlarını anarak, onların milleti için neler yaptıklarını ortaya koyarak, onları sürekli hatırlayarak kendine olan güvenini tazeler ve tarihe karşı millet olarak varlığını böyle koruyabilir. Özgüveni olmayan millet, zamanla millet olmaktan çıkar. Millet, büyük değerleriyle millettir.
Bugün biz Türk milleti olarak çok büyük bir toplumsal, siyasi ve kültürel kriz içindeyiz. Kimse farkında değil ama emperyalist Batılı odaklar ve içerdeki yerli işbirlikçileri, psikolojik harp faaliyetleriyle, basın yayın organlarıyla, yazı ve filmleriyle, siyasetleriyle yoğun bir şekilde Türk milletinin millî varlığını çözme, Türk millî varlığını yok etme, tasfiye etme, Türk milletinin moralini çökertme, Türk milletinin kendine olan güvenini dinamitleme çalışmaları yapmaktadırlar. Türk’e Türk düşmanlığı propagandalarının hızla yoğunlaştığı, Türk’ün Türk’üm demeye utanır hâle getirildiği, sürekli surette “bizden adam olmaz, gelsin bizi Avrupa Birliği, Amerika bilmem kim idare etsin” tavrının hâkim kılındığı, Türklüğün silinip onu yerine insan hakları, kültürel haklar, demokratik açılım, bilmem ne cafcaflı laflarıyla başka milletlerin üretilmeye çalışıldığı bu boğucu çözülme ortamında bizim tarihsel nitelikli büyük değerlerimizi anarak, okuyarak, onları çağımıza yeniden uyarlayıp taşıyarak, Türk millî varlığımızı perçinlemeye, tahkim etmeye ihtiyacımız var.
O yüzden bu tür anma çalışmaları, büyük değerlerimizi gündemimize taşıyarak, onlardan aldığımız hızla yeniden derlenip toparlanma vesilesi, yeniden tarihin en büyük milletlerinden biri olma kararlılığımızı ortaya koymamız için bir çıkış noktası oluşturabilir. Bu bakımdan 2008 yılının Yahya Kemal yılı ilan edilmesini son derece faydalı buluyorum ve bu yılda bütün okullarımızda, televizyonlarımızda, sivil toplum kuruluşlarımızda, ülkemizin her yetinde Yahya Kemal hakkında seminerler, konferanslar yapılmalı, şiirleri seslendirilmeli, bestelenen şiirleri icra edilmeli, fikirleri münakaşa edilmeli, onun adına yarışmalar düzenlenmeli ve buna benzer başka etkinlikler yapılmalı. Yahya Kemal fikirleriyle sürekli gündemde tutulmalı.




